top of page

Yargının Durdurmadığını Halk Durduruyor, İkizdere Direniyor!

  • Sabırsızlık Zamanı
  • 11 Tem 2021
  • 3 dakikada okunur

Venüs

Günlerdir Rize halkının yandaş Cengiz Holding’in doğalarını katletmelerine ve ranta karşı direnişini izliyoruz. Daha fazla kâr için doğayı yok eden kapitalist düzene karşı direniş büyüyor. Para ve rant için katledilen doğa için direniyor İkizdere halkı. Dört bir yanı HES projeleriyle sarılmış Karadeniz bölgesinde yeşile, suya, toprağa karşı savaş ilan edilmiş durumda. Ormanı, dereyi, çiçeği, hayvanları savunmak için 21 Nisan’dan beri tüm güçleriyle direniyorlar. Cengiz Holding’in talan ettiği doğa güzelliklerinden sonuncusu ama asla bitmeyecek olan bu yıkım, bu defa da Rize’nin İkizdere ilçesinde bulunan Eskenci Vadisi’ni buldu. 16 Temmuz’da gerçekleştirilen, maliyeti yaklaşık 1 milyar 719 milyon lira olan rant ihalesi, kanunun öngördüğü gibi değil, gizli bir biçimde, duyurusu olmadan yapılmıştı. Bu ihaleyi 1 milyar 370 milyon liraya Cengiz İnşaat ve Yapı İnşaat İş Ortaklığı almıştı. Sözleşmede, projenin 28 Ağustos 2020 – 11 Aralık 2023 tarihlerinde yani bin 200 günde tamamlanması bekleniyordu. Bu alan iki yıl önce mahkeme kararıyla iptal edilen taş ocağı bu kez başvuruyu yapan Cengiz Holding olunca ruhsat alabildi. Cengiz Holding'in İkizdere'de taş ocağı kurmasının sebebini “Burada çok özel bir taş olduğu kanısına varıldı” diyerek açıkladı, ancak devam eden süreçte bunun uydurma olduğu ortaya çıktı. Ortaya konan belgede, bölgeden numune dahi alınmadığını gösteriyordu. İkizdere Vadisi, 254 ekolojik bölge arasında 54. sırada yer alıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da kendi sitesinde İkizdere Vadisi’nin “Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olduğunu ilan etmişti. 20 Mart tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile bölge hakkında alelacele kamulaştırma kararı verildi. Mahkeme kararını tanımayan ve bu kararı etkisiz hale getirmek için başka idari işlem yaparak kamu gücünün desteğini alan Cengiz Holding, iptal edilen raporlara, sit alanı kararlarına, devam eden davaya rağmen inşaat makineleriyle talana başlasa da halk günlerdir bölgede direnişini sürdürüyor. 1 Nisan’dan itibaren çeşitli bahanelerle bölgeye girilmeye çalışılsa da halkın müdahalesi sonucu çalışmalar bir nebze de olsa durduruldu. Ama 23 Nisan sokağa çıkma yasağını fırsat bilen Cengiz Holding bölgeye girmeye çalıştı, fakat halkın tepkisiyle karşılaşınca polisin arkasına sığınmak zorunda kaldı. Gün geçtikçe bölgede artan jandarma, asker, polis sayısıyla beraber halk bastırılmaya çalışılsa da İkizdere direnişine destek sosyal medyadan alanlara artmaya başladı. İkizdere de dahil bir çok alanda para ve rant hırsına doğayı feda etmeyeceğiz. Madencilikten, taş ocaklarına, havalimanından yollara kadar pek çok rant projesiyle doğaya geri dönülmez tahribat bıraktı. Cengiz girdiği her yeri talan etti. Hasankeyf'ten Yusufeli'ne her yeri sular altında bıraktı. Sadece İstanbul Havalimanı için yok yere 13 milyon ağaç katletti. İkizdere köyüne yakın Haçapit köyünü katletti. Çanakkale Karabiga'da, ÇED olumlu kararının iptaline rağmen santral yaptı. Peki, bu yapılan doğa tahribatları ne için? Açgözlü bir kapitalist şirketin daha fazla para kazanması için. Doğayı kar elde etmek için yok ettikçe yok ettiler ve bunun sonucunda sadece sermaye sınıfı daha da zenginleşti, biz ise katledilen yerlerle başbaşa bırakıldık. Tüm bu yıkımlar, yağmalamalar yaşanırken sosyal medyada çok saçma tartışmalar gündem oldu. Tartışma ise bölgeden çıkan seçim sonuçlarının AKP’nin galip gelmesi üzerine “Oy verdiniz, hak ettiniz!” söylemleriydi. Bu tartışmaları yapıp destek vermekten geri duran bir kesime doğanın yıkımından sadece AKP veya ona yakın şirketlerin soru olmadığını hatırlatmak gerekiyor. Doğanın yıkımından bir bütünen insanlığın sırtında bir kambur haline gelmiş, üretim anarşizmiyle, savaşlarıyla, rantıyla doğayı yok eden, ekolojiyi tahrip eden kapitalizm, onun şirketleri ve bunun önünü açan kapitalist devletler vardır. Yani bu sadece bir partinin sırtına yüklenemez, çünkü bir sistem sorunudur. Şu an orada yürütülen mücadelenin tartışmalarından biri de doğanın gerçek anlamda kurtuluşunun nasıl olacağı ve bu direniş ile bizlerin nasıl buluşacağı sorunsalını çözüme kavuşturmaktır! Selam olsun rantın, sömürünün karşısında duran yaşamı, doğayı, canlıları savunanlara!

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
MAURICE VE SINIF

Bu yazımızda E. M. Forster’ın Maurice  romanını anlatacak ve bunu yaparken aynı zamanda onun göz ardı edilen sınıfsal yoğunluğunu ele alacağız. Başlarken kitabın makus talihinden söz etmek gerektiğini

 
 
 
ŞİİR

Ey gökyüzünün gri pamukları Ey mavi semaların karanlıkları Size sesleniyorum! Onlar ki, bu cennetin zebanileri Onlar, yeryüzünün canileri Uğruna savaşlar çıkan petrollerin katranları Emeğimi mundar ed

 
 
 

Yorumlar


Subscribe Form

©2020 by Sabırsızlık Zamanı. Proudly created with Wix.com

bottom of page