Dört Ateşten Gün, Dört Ölümden Gece…
- Sabırsızlık Zamanı
- 19 Oca 2021
- 1 dakikada okunur
“Ey yarınsızlığın saltanatı Katliamların beyaz orduları Tarihin suçluları Hadi beni öldürdün Hadi yan hücredekini öldürdün Tarlada Mehmet'i Çoban Hasan'ı öldürdün Denizde balıkçıyı Grev çadırında işçiyi 50 milyon açız biz, 50 milyon yoksul, 50 milyon insan, 50 milyon insan kin dolu… Hadi ulan öldür! Öldürebilirsen Bu koca Devrim'i”
19 Aralık 2000’de faşist devlet, “Hayata Dönüş” adı altında 20 farklı zindana aynı anda kepçelerle, dozerlerle, ağır silahlarla ve bombalarla saldırdı. Sadece içeride değil dışarıda da devrimcilere, işçilere, emekçilere yönelik kapsamlı bir savaş yürütüyordu sermaye sınıfı. Bu dört ateşten gün, dört ölümden günde 28 devrimci tutsak ölümsüzleşti, yüzlercesi yaralandı.
Bu saldırı faşist devletin devrimciler üzerinden halka vermek istediği bir gözdağıydı. Devletin en yetkili ağzı “Cezaevlerine hakim olamayan, sokağa hakim olamaz!” diyordu. Çatışmalarda 30 devrimci katledilirken, devam eden ölüm oruçları sürecinde ise 122 devrimci ölümsüzleşti. Muratlar, Aysunlar, Sibeller ve daha nice yoldaşlar sınıf kardeşlerine korkmamalarını ve faşizme teslim olmamalarını söyledi. Çünkü onlar ne korktular ne de faşizme teslim oldular.
19 Aralık’ın üzerinden tam 20 yıl geçti. Bu sürede ne saldırılar durdu, ne de devrimcilerin iradesi kırılabildi. İçeride dışarda nerede olursa olsun devrimciler faşizme karşı savaştı, savaşmaya da devam ediyorlar. Bizim kolumuzu kesenler işçi sınıfının yumruğunu balyoz gibi yüzlerinde hissetti. Bize kurşun sıkanlar her gün iktidara doğru yürüyen işçi sınıfını kurşun gibi bedenlerinde hissetti. Bize “Sahte Oruç, Kanlı İftar” diyenler ise asla içeride bizim irademizi kıramadı, devrimin öncülerini bitiremedi. Çünkü devrimciler ölse bile devrim iddiasının yenilmeyeceğini onlar da çok iyi biliyor ve bundan ölesiye korkuyor.
Şairin de dediği gibi “Lakin ben göremesem de bu destanın sonuna şu yazılacak. ZAFER.”
Zindanları Yıkacak, Zaferi Biz Kazanacağız!
DÖB / Nurhak



Yorumlar