Deniz Gezmiş'in Askerleriyiz!
- Sabırsızlık Zamanı
- 23 Ara 2025
- 3 dakikada okunur
19 Aralık’ta tutuklanan 4 sıra arkadaşımızın serbest bırakılması talebiyle yapılan eylemde, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı, “Faşizme Karşı Omuz Omuza!” sloganıyla bastırıldı. Bu anların sosyal medyada yaygınlaşması üzerine birçok tartışmanın fitili alevlendi.
Deniz Gezmiş’in “Tam Bağımsız Türkiye” yürüyüşü sırasında çekilen fotoğraf kullanılarak Denizlerin mücadelesi tahrif edildi ve çarpıtıldı.
Denizler, üniversite kampüslerinden taşarak ve burjuva düzenin tüm sınırlarını aşarak bu topraklarda birleşik bir devrim örgütlemeye giriştiler. Kemalizmle ve burjuva düzenle bağlarını koparamamış parlamenter hareketten kopuşun, yani zor yoluyla mücadelenin öncüsü oldular. Faşizm, Denizleri ve devrimci mirasını idamlarla yok etmek istese de Denizler, Türk ve Kürt halklarının özgürlük hasretinin birer simgesi ve ölümsüz savaşçıları oldular. Burjuva medya ve yazın, Denizleri romantik bir öğrenci grubu gibi göstermeye çalışarak onların yarattığı devrimci mirası yok saymaya çalışsa da Denizlerin mücadelesi, Denizleşen kitlelerin içinde hâlâ sürüyor.
Denizler bu topraklarda Kemalizmden kopuşun öncüsüdürler. Onlar, ideolojik temelini Kemalizmden alan ve dönemin tüm sol hareketi açısından Kemalizmi temsil ettiği için dokunulmaz ve kutsal sayılan faşist TC ordusuna karşı, Marksist-Leninist dünya görüşünü temel alan Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nu kurmuşlar ve iktidarın fethi için Kemalizmin temsilcisi sayılan orduya ve burjuva devletine savaş açmışlardır. Deniz’in tutsak düştükten sonra İçişleri Bakanı’nın “Nereden geliyorsun?” sorusuna “Devrim yapmaktan geliyorum.” sözleri, ondaki iktidar hedefini ve ısrarını göstermektedir. Kapitalist düzenin tüm kurumları bir devrimle yıkılıp parçalanabilir ve bu perspektif ancak bütün burjuva ideolojilerinden koparak yaratılabilir. Onlar, boyunlarında urgan; “Yaşasın Marksizm-Leninizmin yüce ideolojisi!”, “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi!” diyerek bir tekmeyle kendi idam sehpalarını devirerek ölümsüzleştiler. Bizlere devrimci cüretin ve devrimde ısrarın örneğini yarattılar. Onların yarattığı bu eşsiz örneğin tahrifini hiçbir alanda kabul etmiyoruz ve karşısındayız! Eylem alanında atılan Kemalist slogana, Denizlerin yoldaşları olarak gereken cevabı “Faşizme Karşı Omuz Omuza!” diyerek verdik. Denizleşmek, Denizlerin mücadelesini sahiplenmek; Kemalizme ve faşizme hiçbir yerde alan açmamaktır. Bu pratiği Deniz Gezmiş’in fotoğrafını kullanarak çarpıtmaya çalışanlara bir kez daha hatırlatmış olalım.
Bir diğer konu ise kemalist ya da kemalizmden etkilenmiş gençlerin bu sloganı atması üzerine, bu pratiğin onları devrim mücadelesine kazandırmayacağını söyleyen ve Kemalizmden kopuşunu gerçekleştirmemiş çevrelerce ele alınmasıdır.
Gençliği birleşik bir mücadelede örgütlemenin, bir araya getirmenin yolu; Marksist-Leninist ilkelerden ödün vermek ve politik düzeyi kitlelerin kendiliğinden bilinç düzeyine mi indirgemektir?
Birçok toplumsal kesimin bileşenlerini barındıran öğrenci gençlik, kendi içerisinde de sınıfsal ve siyasal gruplar bulundurmaktadır. Devrimci durumun bu topraklarda yükseldiği ve 19 Mart Ayaklanması ile tekrar niteliksel bir sıçramaya uğradığı bu süreçte, bugün öğrenci gençlik içerisindeki siyasal gruplar devrim ve karşı-devrim olmak üzere erimeye mahkûmdur. Bu sebepten ötürü kendini Kemalizm gibi soyut ve geniş bir görüşe sahip gören gençliğin bu dönemde devrimci saflara yanaşması doğaldır. Burada devrimci öznenin sorumluluklarını hangi oranda yerine getirdiği önemlidir. Kendi kurtuluşunu işçilerin, emekçilerin ve gençlerin iktidarında gören ve devrimin bir bileşeni olan devrimci-öncü öğrenciler; öğrenci gençlik içerisinde gençliğin ilerici ve devrimci kitlesini, bilimsel sosyalist bir dünya görüşünde, işçi sınıfının öncü müfrezesinin devrim programı etrafında birleştirmelidir. Bu zorunluluğun bilincinde olmayan bir özne, devrimci bir kitleye ve hedefe sahip olamaz. Bu sebepten ötürü devrimci öğrenciler, gençliğin ilerici-devrimci kesimlerinin öncü gücü olmak zorundadır.
19 Aralık’ta gerçekleştirilen eylem sırasında atılan “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı, kimin hangi niyetle attığından bağımsız olarak provokatif bir eylemdir. Bu durumda devrimci öğrencilerin yapması gereken, alanda Kemalist ve faşist eğilimlerin uygun bir şekilde bastırılmasıdır. Sınıf savaşı gerçek bir savaştır. Her iki güçten birinin (devrimci ve karşı-devrimci olmak üzere) zaferini belirleyecek olan, sokakta kazanılan eylemsel üstünlüğün kurulmasıdır. Devrimci saflarda kurulan bu üstünlük ve anti-faşist mücadelenin kitleselleşmesi, gençliği devrimci saflardan uzaklaştırmaz; aksine devrimci ve bilimsel sosyalist bir dünya görüşü etrafında birleşebileceği sağlam devrimci ilkeler yaratır. Öğrenci gençliğin öncü örgütü, bu sağlam ilkeleri temel alarak var olabilir.
Kemalizmle yollarını ayıramayanlar, “kitleselleşme” adına politik tasfiyeciliğe gidenler ve Kemalizmi “burjuva ideolojisi” olarak mahkûm edenleri; ironik ve rasyonel bir zeminden yoksun biçimde liberal sapmayla suçlayanlar, şoven ve karşı-devrimci kitleleri proletaryanın saflarına sokamazlar. Bu karşı-devrimci ve şoven kitleler, onları burjuvazinin saflarına çeker. Bu yüzden devrimci saflara, bilimsel sosyalist dünya görüşü dışında hiçbir “izm”in sokulmaması için burjuva ideolojilere karşı ideolojik ve eylem alanında, pratik mücadelede geri adım atmayacağız. Faşizme ve burjuva ideolojilere karşı her alanda mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.
Bizler Deniz Gezmiş’in askerleriyiz!
Bu topraklarda buzu kıran, yolu açan Denizlere selam olsun!

Yorumlar